Çerçeve Özel | Hayatta ‘Politik’ Olmayan Ne Var ki?

Çerçeve Özel | Hayatta ‘Politik’ Olmayan Ne Var ki?

Gündemin gürültüsü içinde, “tekil bir haber” gibi görünen ancak ifade özgürlüğü ve bağımsız sinemanın üzerini karartmaya çalışan bir kararla karşı karşıyayız.

B
Bağımsız SinemacılarSinema Yazarı
5 dk okuma

https://hozhanunal.substack.com/

Hayatta ‘Politik’ Olmayan Ne Var ki? - by Hasan Özhan Ünal

Bu özel bültende, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın belgesel sinemacı ve fotoğrafçı Bingöl Elmas’a sağladığı maddi desteği “politik gerekçelerle” faiziyle geri almasını, bu kararın bağımsız sinema için ne anlama geldiğini ve Türkiye’de sansürün geçirdiği kabuk değişimini bulacaksınız.

  • Ne Oldu?

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, yönetmen Bingöl Elmas’ın Kapadokya’daki ekolojik tahribatı ele alan “Şiirli Oda’nın İzinde” belgeseline daha önce sağladığı 175 bin lira tutarındaki yapım desteğini faiziyle geri talep etti.

Toplam desteğin 350 bin lira olduğunu ve kendisine ilk etapta 175 bin lira ödendiğini belirten yönetmen, “Faiziyle birlikte benden geri alınan tutar 271 bin liraydı” dedi.

Kararın yönetmene sunulmasında ise ikircikli bir durum yaşandı. Bingöl Elmas, Bakanlık yetkilileriyle yaptığı telefon görüşmelerinde kendisine açıkça “Politik bir film. Biz buna destek veremeyiz” denildiğini aktardı. Ancak daha sonra kendisine gelen resmi yazıda “filmin teknik şartlara uymadığı, senaryoya uygun olmadığı”nın yazıldığını öğrenecekti.

Daha önce destek alarak yaptığı “Evcilik”, “Komşu Komşu! Huuu!” filmlerini hatırlatan yönetmen Bingöl Elmas, daha önce belgesellerin teknik kriterlere göre değerlendirildiğini, ancak son yıllarda içeriğin de ölçüt haline geldiğini belirterek, yeniden değerlendirme talebinin de reddedildiğini söyledi.

Ayrıca Bingöl Elmas’a göre yaşadıkları istisna değil: “Geri ödeme talep edilen başka filmler de var. Bu insanlar yaşadıklarını anlatamıyor. Bence asıl üzerine düşünmemiz gereken konu bu.”

Bingöl Elmas

Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) kararın bağımsız sinemacılar üzerindeki sansür ve otosansür baskısını artırdığını belirtti.

Sine-Sen Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Doğan, sendika adına yaptığı değerlendirmede “Bingöl Elmas’ın yaşadığı süreç, son dönemde bağımsız sinemacıların karşı karşıya kaldığı uygulamalardan yalnızca biri” dedi.

Kürt Sinemacılar İnisiyatifi de, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün kararının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak sinema sektörünü adım atmaya çağırdı.

Bunun üzerine bağımsız sinemacılar, “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlıklı bir açıklama yayımladı.

Tekil gibi görünen bu son adım, son yıllarda birçok film sürecinde tanık olduğumuz kuşatılmış kamu gücüyle sanatsal üretimi denetleme ve finansal kıskaca alma pratiğinin en güncel örneği oldu.

  • Neden Önemli?

Söz konusu gelişmenin, Türkiye’de kültür politikalarının ve bağımsız sinemanın geleceğini ilgilendiren birçok boyutu var:

Öncelikle sanatı ve sanatçıyı desteklemekle yükümlü olan bu kamu fonları, kurumsal bir hak olmaktan çıkarılıp idarenin siyasal ve ideolojik kriterlerine tabi kılınıyor.

Yapım süreci tamamlandıktan sonra gelen faizli iade talepleri, bağımsız yapımcıları ve yönetmenleri doğrudan ekonomik zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Bu finansal tehdit, henüz senaryo aşamasındaki yönetmenler üzerinde kaçınılmaz bir otosansür mekanizması üretiyor.

Ayrıca filmleri doğrudan sansürlemek veya yasaklamak yerine, yönetmelikteki “senaryo değişikliği” veya “sözleşme ihlali” gibi esnek hukuki maddeler kullanılarak içerik denetimi bürokratik bir prosedür kılıfına oturtuluyor.

Ve belki de en önemlisi biz, seyircilerin görüş alanı ve bakış açısı daralıyor, eleştirel yetenekleri abluka altına alınıyor ve tahayyülleri sınırlanıyor.

Tarihsel Arka Plan

Fonların ve eser işletme belgelerinin birer “biat sözleşmesine” dönüştürüldüğü bu iklimde, öne çıkan bazı dönüm noktalarını da hatırlatmak gerek:

Bakur (2015): Tam adıyla Bir Gerilla Belgeseli: Bakur, İstanbul Film Festivali’nde gösterimden hemen önce “eser işletme belgesi” bulunmadığı gerekçesiyle programdan çıkarıldı. Belgeselin yönetmenleri Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu’na “örgüt propagandası” suçlamasıyla davalar açıldı. Bu olay, eser işletme belgesinin temel bir bürokratik bariyer haline gelişinin başlangıcıydı.

Kurak Günler (2022): Emin Alper’in filmi Cannes’da prömiyer yapıp dünya genelinde başarı kazandıktan sonra Sinema Genel Müdürlüğü, “senaryoda değişiklik yapıldığı” gerekçesiyle sağlanan finansal desteği yasal faiziyle geri talep etti. Sinema sektörü, karara karşı geniş çaplı bir dayanışma kampanyası başlattı.

Kanun Hükmü (2023): Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlerin mücadelesini anlatan, Nejla Demirci imzalı belgeselin Antalya Altın Portakal Film Festivali seçkisinden çıkarılması, jüri ve yönetmenlerin protestosuna yol açtı. Film seçkiye geri alınınca Kültür Bakanlığı festivalden desteğini çekti ve Türkiye’nin en köklü film festivali o yıl tamamen iptal edildi.

Rojbash (2024): Özkan Küçük’ün yönettiği film, 25 yıl önce sahneledikleri Kürtçe tiyatro oyununu yeniden sahnelemek üzere bir araya gelen Kürt tiyatrocuların hikâyesini anlatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2024’te filmi “ticari dolaşıma ve gösterime uygun olmadığı” gerekçesiyle engelledi. Yapımcıların açtığı dava sonucunda yasak kaldırıldı. Ancak 2026’da istinaf mahkemesinin kararıyla gösterim yasağı yeniden getirildi.


“Hayatta Politik Olmayan Ne Var ki?”

Bülteni, Agos’tan Ilgaz Gökırmaklı’nın sorularını yanıtlayan yönetmen Bingöl Elmas’ın sözleriyle tamamlamakta fayda var:

Şiirli Oda neresi, neden önemli?

Filmde anlattığımız yerlerden biri. Şiirli Oda, mübadeleden önce Rumların yaşadığı döneme ait çok özel bir yer. Kostis Meliadis adında biri burada yaşıyor. Bağ bozumu zamanı İstanbul’dan ve başka yerlerden Rumlar eğlenmek için buraya geliyor. Gelmeden önce Kostis’e şiir sipariş ediyorlar ve o da insanlar için duvarlara şiirler yazıyor. Gördüğünüz zaman tüyleriniz diken diken oluyor. Mükremin Tokmak, bu mekânı bulmak için çok uğraşmış, Kostis’in hikâyesinin peşine düşmüş. Filmin bir bölümü de bunu anlatıyor.

Dünyanın başka bir yerinde olsa gerçekten pamuklara sarılacak kadar özel bir mekân. Şimdiyse tavanından içine yağmur suları akıyor, insanlar girip bu şirlerin üstünü karalıyor özcesi kaderine terk edilmiş bir yer. Mükremin Tokmak ise tek başına gidip akan yerleri onarıyor, insanların zarar vermemesi için önlemler almaya çalışıyor. Aslında mesele bir değeri korumak. Peribacalarını korumak, Şiirli Oda’yı korumak, bir yapının yıkılmaması için emek vermek, çöpe atılmış arşivleri kurtarmak... Bence vatanseverlik ve gerçek yurttaşlık tam da böyle bir şey. Benim için hamaset yapanlar ya da sürekli “vatan, millet” diyenler değil; ülkesini bu kadar güzel seven insanlar gerçek anlamda vatansever. Bu insanların sesinin duyulması gerekiyor. Film de tam olarak bunu anlatıyordu. Üstelik slogan atan, ajitasyon yapan bir film de değildi. Ne varsa onu anlatan bir filmdi. O yüzden bu gerekçeyi çok komik buluyorum. Hem hayatta politik olmayan ne var ki?


Paylaş:
Kategori: Sansür ve Yasaklar
B
// Yazar Künyesi & Notu

Bağımsız Sinemacılar

Bağımsız Sinemacılar yayın kurulu, festival seçkileri ve auteur sineması üzerine araştırma ve eleştiriler hazırlar.

İlgili Bağımsız Yazılar

Tüm Arşiv →
Sinema dünyasından Kültür Bakanlığı’na sansür tepkisi
Destek veren yönetmenler
№ 02
24 Ağustos 20262 dk okuma

Sinema dünyasından Kültür Bakanlığı’na sansür tepkisi

Yönetmen Bingöl Elmas’ın “Şiirli Oda’nın İzinde” belgeseli için sağlanan yapım desteğinin keyfi gerekçelerle faiziyle geri istenmesine tepki gösterilen açıklamada, bu vaka ve benzerlerinin sinemacıları hizaya çekmeye çalışan sansürcü siyasetin örnekleri olduğu vurgulandı.

EditörOku
Bakanlık desteği faiziyle geri istedi: Sinemacılardan “sansür ve finansal baskı” tepkisi
Sansür ve Yasaklar
№ 03
24 Ağustos 20263 dk okuma

Bakanlık desteği faiziyle geri istedi: Sinemacılardan “sansür ve finansal baskı” tepkisi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün, yönetmen Bingöl Elmas’ın Kapadokya’nın kültürel hafızasını ve bölgedeki çevre mücadelesini konu alan Şiirli Oda’nın İzinde belgeseline verilen yapım desteğini faiziyle geri istemesi sinema dünyasının tepkisine neden oldu. Aralarında yönetmen, yapımcı, oyuncu, akademisyen ve meslek örgütlerinin bulunduğu 200’ü aşkın imzacı, “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlıklı ortak açıklamayla Bakanlığa dört soru yöneltti.

EditörOku